Tanrı Dedi ki: Bu Senin Yaşamın

Bazen önüne çıkan küçük tatsızlıklar seni nasıl da sinirlendiriyor değil mi?

Bu ufak tefek tatsızlıklar seni üzüyor, çünkü aslında sen dünyaya bu küçük detaylarla uğraşmak üzere gelmediğini düşünüyorsun. İncir çekirdeğini bile doldurmayacak meselelere kafanı takıyorsun, kendini yorgun hissediyorsun ve geriliyorsun.

Aslında sen bu küçük durumdan çok daha “büyük” olduğunun farkındasın. Bu dünyaya sıkılmak veya kızmak için değil, büyük işler başarmak ve ulvi hedefler peşinde koşmak için geldiğini biliyorsun. İçinde bir yerlerde bunu derinden hissediyorsun ve biliyorsun ki sen “yüce”likten ibaretsin. İşte bu yüzden, kalbine ve ruhuna zerre kadar hitap etmeyen ufak tefek şeylere takılıyor olduğun için kendine de çok kızıyorsun.

Kendine kızdığını farkettiğin zaman, aslında sana ait olmayan bir yoldan yürüyorsun. Kuruş hesabı yapmak yerine, türlü zenginlikler ve bolluk içinde yaşaman gerektiğini biliyorsun. Büyük planların bir parçası olman gerektiği halde, küçücük kazançlar peşinde yaşadığını görüyorsun.

O zaman Biz seninle ilgili ne yapacağız? Seni bu küçük detaylara takılma alışkanlığından Biz nasıl kurtaracağız? Çünkü görünüşe göre, her seferinde aynı tuzağa düşüyorsun. Şimdi sırada kendine kızmaya ve kendini yıpratmaya devam ettirecek ufak tefek neler var?

Peki bundan sonra hiç bir şeyin kendini yıpratmana izin vermemesine ne dersin? Bu, büyük bir başarı olmaz mıydı sence, bir kutlamayı hak etmez miydi?

Gel şimdiden peşin peşin bu başarını kutlayalım! Artık kendi kendini kızdırmak, olayları büyütmek yok. Onun senin peşini kolayca bırakacağından değil, senin artık hayatına girmesine izin vermeyeceğin için! Şimdi bu kızgınlık ve yıpranma yükünü sırtından at. Burada senin yaşamından bahsediyoruz! Dünyada seni mutlu edecek ve yaşamını doldurabilecek o kadar çok güzellik varken, neden hayatının bir anını bile öfkenin doldurmasına izin veresin ki?

Seni “kızdıran” şeylere gerçekten kızmak zorunda mısın? Nereye kadar?

Düşün ki vücudunun bir yerinde, kaşınan bir yaran var ve seni deli ediyor. Sen ise yaranı kaşımaya devam ediyorsun ve aslında kendine eziyet ediyorsun.

Burada, küçük sıkıntılara takılmanın ve kendimize kızmanın sona erişini kutluyoruz. Bu sıkıntıları kanına karıştırıyor ve vücuduna yayıyor olmanın sona erişini kutluyoruz. Artık kızmaya ve öfkelenmeye sırtını çeviriyorsun. Artık onların senin yaşamını ele geçirmelerine izin vermiyorsun.

Artık sakin bir “Sen”i kutluyoruz. Düşüncelerin ve şüphelerin sivrisinek gibi etrafında vızıldamaya devam etse bile bırak gitsin. Bir süre sonra zaten kendiliğinden yok olacaklar. Artık bu kızgınlıklar ve öfkeler senin beynini her daim meşgul ve rahatsız etmeyecek. Artık şartlanmış gibi “kaşımaktan” ve kendini daha kötü hale getirmekten vazgeçiyorsun. Ufak tefek sıkıntılar artık senin yaşamının müziğini oluşturmuyor, kalbini elinde tutsak etmiyor. Seni artık idare etmiyorlar. Sen kendini idare ediyorsun. Artık seni sevgi ve neşeden uzak tutacak küçük zalimlerin yok.

Bir ömüre yetecek kadar kızgınlık ve öfkeyi zaten yaşadın. Artık bu ikisi senin yaşam dansını oluşturmayacak, çünkü sen artık yeni figürler öğreniyorsun. Bunlar seni olduğun yerden daha da yukarıya taşıyor. Bundan böyle, yolun kızgınlık ve öfke ile bir daha hiç kesişmeyebilir bile.

Artık sıkıntıları senin yaşam oyununa dahil etme. Bu yaşamda sıkıntının varolması, senin canını sıkman gerektiği anlamına gelmiyor. Bu sıkıntılar illa senin de yakana yapışacak diye bir şey yok.

Artık sen Bana bakıyorsun. Biz, yani Sen ve Ben, birlikte dans ediyoruz. Dans partnerinin kim olduğunu iyi hatırla. Bizi, ve bizi heyecanlandıran şeyleri hatırla. Burada kızgınlığa ve öfkeye yer yok. Onlar müziğin tadını bozuyorlar.

Haydi, işte şimdi, güzel müzik eşliğinde, birlikte dans ediyoruz.

Kaynak: http://www.heavenletters.org/this-is-your-life.html

Paylaşma Modunda Mısın?