Seçimler, seçimler…

Tanrı dedi ki:

Hayat mı yanılıyor, yoksa sen mi yanılıyorsun?

Kazanmak ile kaybetmek arasında ne fark var ki?

Yarışı her halukarda tamamlamış oluyorsun zaten. Yine de, yaşam bazen göründüğü kadar da bir büyük bir yarışa benzemiyor. Sen bu konuda gönlünü rahat tut. Sen bu yaşamda ne bir yarışçısın ne de boş gezenin boş kalfası. Sen bu yaşama bir katılımcısın. Oyun tahtasındaki basit bir piyon gibi hayatın başkaları tarafından idare edilmiyor, ancak her an her şey kontrolün altında da olmayabilir. Peki, bu durum seni şaşırtıyor mu?

Bazen, meydana gelecek sonuçlar üzerinde seçim şansımız vardır. Bazen de yoktur. Hangisinin olacağını daha önceden bilemeyiz. Biz bir adım atıp harekete geçeriz ve ardından yaşamın bizi nereye götürdüğünü görürüz.

Bazen, kendini bir top mermisi gibi fırlatılmış ve herhangi bir sebepten dolayı kendine ait olmayan bir yere düşmüş gibi hissedebilirsin. Aslında bu yer senin sıçrama noktan. Bu nokta senin seçimlerini yaptığın yer. Somurtkan ve huysuz olmayı da seçebilirsin, iyimser olmayı da. Üzgün olmayı da seçebilirsin, bir ışık gibi parlamayı da. Hayat bütün zorlukları ile senin üzerine geliyor olabilir. Ancak bu durumda ne yapacağın tamamen senin kendi seçimindir. Sen sadece bu hayatta başına gelenlerle mücadele etmek zorunda değilsin. Oyunun başında istediğin kartlar eline gelmemiş olabilir. Ancak o kartlarla nasıl oynayacağın senin kendi seçimin. Bu noktadan nereye doğru yol alacaksın?

Etrafında, yaşamdan bütün istediklerini elde etmiş görünürken, yine de tatminsiz yaşayan bir çok insan olabilir. Etrafında bir o kadar da, bir çok mücadeleye ve zorluğa rağmen yaşamlarını bir sanat eserine dönüştürmüş insanlar olabilir. Sen bunlardan hangisi olmayı seçiyorsun?

Yaşamın hangi tarafında yer almayı seçiyorsun? Senin esas kısmetin bu, ve işin iyi tarafı, bu kısmet için kumar oynamana veya risk almana gerek yok. Sadece bir seçim yapman yeterli.

Yaşamında gelişen olaylar senin kim olman ve ne yapman gerektiğini belirlemek zorunda değiller. Bir ürünün üzerindeki etiket o ürünün kendisi değildir. Senin hayatın senin sadece başına gelenlerden ibaret değil. Ve yaşam karşına çeşitli zorluklar çıkarıp seni yere serdiğinde, tekrar ayağa kalkmak senin kendi seçimin. Yerde yığılı kalmak da senin kendi seçimin. Hatta bu ikisinin arasında daha bir çok seçime sahipsin. Hemen kalkıp şu veya bu yoldan yürüyebilirsin, bir süre yatıp ondan sonra kalkabilirsin veya seni bir sedye ile taşımalarını seçebilirsin.

Hüzünlü olmayı da seçebilirsin, neşeli olmayı da. Kahraman olmak mecburiyetinde olmadığın gibi, kurban olmak mecburiyetinde de değilsin. Bu yaşamda “engellenmek” bir davranış biçimidir. Bu hayatta nereden ve nasıl yürüdüğün senin kendi seçimin. Bu sayede, yaşam senin kendi eserin olur. Sen bir tutsak değilsin. Veya, kendini öyle görüyorsan bile, kendi hapishanenin anahtarı senin elinde duruyor.

Çünkü yaşamının kaptanı sensin.

Kaynak: http://www.heavenletters.org/choices-choices.html

Paylaşma Modunda Mısın?