Kumsalda yürümenin keyfi

Tanrı dedi ki:

Güzel bir günde bir kumsalda yürüdüğünü hayal et. Attığın her adımda, ayaklarının altındaki yumuşak kum parmaklarının arasına giriyor. Sağında, bembeyaz dalgalarıyla mavi engin deniz ufka kadar uzanıyor. Sol tarafında güneşlenen insanlar, sahilin tadını doyasıya çıkaran küçük çocuklar var. Kumsaldan öteye baktığında ise ağaçlar, tepeler, yollar görüyorsun. Üzerinde durduğun ve bambaşka bir yerlerde bambaşka denizlere uzanan bu kocaman kara parçasını bir düşün. Dünya işte böyle uçsuz bucaksız bir yer.

Peki senin bakışların nelere odaklanıyor? Dikkatin nerede?

Aslında bu ayrı ayrı saydıklarımın hepsinden aynı anda keyif alabilir ve onların tadını çıkartabilirsin. Tamam, diyelim ki güneş bugün biraz fazla sıcak ve sırtını yakmaya başladı. Hemen yanında soğuk sularıyla serinletmek için seni davet eden engin deniz var.

Belki sen kumların üzerinde yürürken bir deniz kabuğu bir an için ayağını acıttı. Ama sen sahilde yürüyebilecek kadar şanslısın, bunun tadını çıkar.

Kim bilir, belki de güneşlenen ve denizin keyfini süren diğer insanlar çok gürültü yapıyorlar. Bu tür ufacık rahatsızlıklar her zaman olacaktır. Ancak ya üzerinde yaşadığın bu gezegen, aslında bu tür küçük rahatsızlıklar ile birlikte kusursuz ise? Ya kumsalın gürültülü olmasının aslında bir sakıncası yoksa? Koca kumsalda gerçekten sükunet ve sessizlik içinde yürüyor olmayı tercih eder miydin? Tüm kumsalın sadece sana kalmasını mı isterdin? O zaman herhalde kendini ıssız bir adada mahsur kalmış gibi hisseder, keşke etrafında insanlar ve gürültüleri olsa derdin.

Kumsalın tadını çıkarmak veya çıkarmamak tamamen senin kendi seçimin. Bu güzel sahilde birkaç dakika bile yürüyebiliyor olmanın, yaşadığı yerin yakınlarında hiç deniz olmayan bir insana ne kadar çok şey ifade edeceğini bir düşünsene… Yine de, yaşadığı yerde hiç deniz olmayan bu kişi bile bulunduğu ortamdan keyif almayı ve tadını çıkartmayı seçebilir.

Size yarattığım bu dünyada her koşulun kendine ait bir çekiciliği ve iticiliği var.

Diyelim ki fikri bile hiç hoşuna gitmese de, kendini denizden uzak, karasal bir bölgede yaşarken buluyorsun. Böyle bir durumda, ya içinde bulunduğun koşulların çekici taraflarına odaklanarak keyif alabilir ya da deniz kenarına taşınmayı seçebilirsin.

Böyle bir değişikliği neden yapabileceğin veya yapamayacağın hakkında bir çok sebep ve mazeretler olabilir, ancak gerçekten istersen, tüm bu sebep ve mazeretlere rağmen harekete geçebilirsin. Belki harekete geçmek senin için çok zor ve meşakattli. Belki buna ilave başka nedenler de var.

Aslında bu, başka herhangi bir durum için de geçerlidir. Diyelim yeni bir iş kurmak istiyorsun. Ya harekete geçmeyi seçebilirsin, ya harekete geçmemeyi seçebilirsin ya da ertelemeyi seçebilirsin. Bunun kararını verecek olan kişi sensin. Belki yeni bir iş kurmanın, beraberinde bir çok sıkıntı getireceğine inanıyorsun. Ancak seni caydıran bu sebepleri dinlemek zorunda değilsin. Onlara karşı çıkabilir, hatta onları çökertebilirsin bile.

Bir işi yapmadan önce, o işi yaparken karşılaşacağı sıkıntılara odaklanan hangi insan harekete geçebilir ki? Doğru olan, gerçekten ne yapmak istediğinin ve onu neden yapmak istediğinin farkında varmandır. Dikkatini engellere değil, engellere rağmen ne yapmak istediğin üzerine yoğunlaştır.

Yaptığı tüm denemelerde, sadece başarısızlığa odaklanmayı seçen hangi insan ampulü icat edebilirdi? Ne kadar çok vakit harcayıp ne büyük zahmetlere gireceğine odaklanan hangi insan bir işi yapmaya başlayabilir? Yeni bir eve taşınma konusunda düşündüğü tek şey paketlemenin ve yerleştirmenin külfeti olan hangi insan evini taşıyabilir? Tüm bu insanlar, yapacakları işe daha başlamadan bile yorgunluktan bitap düşerlerdi.

Yapmamız gereken şeylerin sadece zorluklarına veya olumsuzluklarına odaklanırsak, denizin yanı başında bir eve taşınmanın bile keyfini nasıl sürebiliriz ki? Deniz çok soğuk üşüyorum. Hava çok sıcak pişiyorum. Elbiselerim sürekli kum içinde kalıyor. Bu ev çok pahalı. Ve daha neler neler…

Sana evini mutlaka bir yerden bir yere veya deniz kenarına taşıman gerektiğini söylemiyorum. Olduğun yerde kalmak ve bundan keyif almayı öğrenmek zorunda olduğunu da söylemiyorum. Sadece, yaptığın tüm seçimlerin her zaman kolaylıklar arasında olmayabileceğini söylüyorum. Gerçi bu, seçimlerinin mutlaka zor olacağı anlamına da gelmiyor. Sen herhangi bir durumun seni durdurmasına razı olmak, veya hiç bir şeyin seni durdurmasına izin vermemek konusunda özgürsün.

Şimdi farzet ki gerçekten istediğin ve hayalini kurduğun ufak bir şey bir türlü gerçekleşmiyor. Yine de sen, elinden gelenin en iyisini yaptığın için kendini mutlu hissetmez miydin?

Paylaşma Modunda Mısın?