Kalıcı Değişiklik Yaratmak

Daha kaliteli ve mutlu bir yaşam sürmeyi hepimiz istiyoruz. Bunun için de hayatımızda bazı şeylerin değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Karar verdiğimiz ve uygulamaya başladığımız değişiklikler her zaman hayatımızın kalıcı bir parçaları haline geliyor mu? Yoksa bir süre sonra eski tas eski hamama geri dönüyor muyuz?

Peki hayatımızda kalıcı değişiklik yaratmak istediğimizde ne yapabiliriz? İstediğimiz kalıcı değişiklikleri yaratmak, davranışlarımızın ve alışkanlıklarımızın da değişimini gerektiriyor. Davranışlarımızın kaynağında duygu ve düşüncelerimiz yer alıyor. Alışkanlıklarımız ise tekrarlanan davranışlarımızdan meydana geliyor.

Yeni değişikliklerin hayatımızda kalıcı olarak yer alabilmesi için 4 aşamalık bir süreç var. Yeni bir lisan öğrenmeye çalıştığınızda ya da yeni bir spor yapmaya başladığınızda, bu aşamalardan her birini en ince ayrıntısına kadar inceleme fırsatınız oluyor. Bu süreci kendimizi adamış bir şekilde takip ederek istediğimiz değişimi yaratabiliriz. Adamış diyorum, çünkü sürecin bazı noktalarında değişim isteğimiz zor sınavlardan geçecek.

1. Adım: Bilinçsiz yetersizlik
2. Adım: Bilinçli yetersizlik
3. Adım: Bilinçli yeterlilik
4. Adım: Bilinçsiz yeterlilik

Örneğin, küçüklüğümüzde hepimizin matematiğin ne olduğunu bilmediğimiz bir zaman vardı. Daha sonra “Ali’nin 3 portakalı var, bunlardan birini Ayşe’ye verirse elinde kaç tane kalır?” şeklinde kolay ve hayatın içinden örneklerle matematik olgusunun varlığını öğrendik. İlerleyen zamanlarda tek haneli sayılarla işlemler yapmaya başladık. Ancak bunları kafamızdan yapmaya çalışırken hala ciddi bir çaba sarfediyorduk. Şimdi ise küçük sayılarla yapılan bir çok işlemi kafamızdan anında yapabiliyoruz. Artık çok fazla çaba sarfetmemize gerek kalmadı.

Peki bu süreci ve kalıcı değişiklik yaratabilmeyi, erteleme alışkanlığımıza nasıl bağlayabiliriz? Size kendi örneğimden bahsedeyim:

1) Bilinçsiz Yetersizlik: Çok uzun bir süre boyunca, erteleme alışkanlığım ile ilgili herhangi bir sıkıntım olduğundan haberdar bile değildim. Gerçi ara sıra bazı şeyleri son ana bırakıp yüzüme gözüme bulaştırdığım oluyordu. Her seferinde de bir dahakine daha erken başlayıp daha iyi bir iş çıkartacağıma söz verirdim. Tabii ben bu sözü verdikten bir kaç gün sonra, verdiğim sözün yerinde yeller eserdi. İş biraz daha ciddiye bindiğinde hemen gidip kendime bir ajanda alır ve düzenli olarak işlerimi takip etmeye niyetlenirdim. Tabii kısa bir süre içinde o ajanda da kaybolur, niyet de ortadan kalkardı.

İşte bu aşamada, ne erteleme alışkanlığımın altında yatan sebeplerden ne de ondan kurtulma yöntemlerinden haberdardım. Bir başka deyişle, yetersiz olduğumun bilincinde bile değildim. Bir çok insanın erteleme konusunda bu noktada olduklarına ve ilerleme kaydetmediklerine inanıyorum. Bir kaç günlüğüne bazı yöntemler deneniyor, yapılacak işler listesi hazırlanıyor, ancak en nihayetinde eski tas ve hamama geri dönülüyor. İnanın bana, erteleme bu sıkıntıyı yaşadığım tek alan değil. O yüzden şu an ben de bir çok konuda bilinçsiz yetersizlik aşamasındayım.

2) Bilinçli Yetersizlik: Artık yaşamımızda bazı şeylerin değişmesi gerektiğine dair bir fikir sahibiyizdir. Ve birinci aşamadan bu aşamaya ulaşabilmenin tek yolu konu hakkında araştırma yapmak ve bilgimizi artırmaktır. Zaten bu ve bundan sonraki üçüncü aşama, kalıcı değişim oluşumunun en uzun kısmını oluşturuyor. Büyük resme bakıldığında köklü bir dönüşüm için uğraşıyor olsak da, aslında bu köklü değişim, bir çok irili ufaklı başka değişikliklerden meydana geliyor. Ve farkına varıyoruz ki, küçük de olsa her bir değişim için aslında her seferinde bu 4 aşamadan geçmek gerekebiliyor.

Erteleme çalışmamızda ise bu aşamada artık kesinlikle bir şeyler yapmamız gerektiğini anlıyor ve ne yapabileceğimizi araştırıyoruz. Çeşitli kitaplar okuyoruz, internet sayfalarında geziniyoruz, konu hakkında fikir sahibi insanlarla konuşuyoruz. Kısaca, yaratmak istediğimiz değişiklikler için bilinçli olarak harekete geçmeye hazırlanıyoruz.

3) Bilinçli Yeterlilik: Bu aşamaya gelmiş olsak da, ara sıra ikinci aşamaya geri dönmek ve tekrar buraya dönmek gayet normaldir. Böyle böyle gidip geldikçe, hangi hareketlerimizin değişmesi gerektiğini ve artık nasıl bir davranış sergilememiz gerektiğini gayet net olarak görmeye başlarız. Bu, doğru yolda ilerliyor olduğumuza dair olumlu bir işarettir.

Örneğin bu aşamada, zaman içerisinde erteleme alışkanlığımı körükleyen bazı davranışlarımın bilincine vardım. Daha önceden de aynı davranışları sergiliyordum, fakat istemediğim bir sonuca hizmet ettiğini bilmeden yapıyordum. Gerçekten de bir zamanlar, yaptığım her işte mutlak mükemmellik elde etmem gerektiğini düşünüyor ve bunu elde edene kadar günler, haftalar hatta aylar geçiyordu. Tabii ki sonucunda ortaya çıkan iş mükemmel olmuyordu, çünkü çok geç başlanıp hızlı hızlı tamamlanmaya çalışılan bir şey oluyordu. Veya başka bir durumda, başarısız olma korkum ağır basabiliyor ve beni adım atmaktan alıkoyabiliyordu. Böyle bir duraklamaya girdiğimde, zorla da olsa kendimi devam etmeye ikna etmem ve başarısız olmam halinde bunun dünyanın sonu olmadığına kendimi inandırmam gerekiyordu. 3. aşamada, buna benzer zarar verici ve otomatik davranışları algıladığınız anda hemen bilinçli bir müdahalede bulunarak hem ertelemenin önüne geçebiliyor hem de zaman kazanabiliyorsunuz. Tabii ki bu olumlu müdahaleler hemen akşamdan sabaha gelişmedi. Adım adım, küçük farkındalıklar halinde gelişen bazı düşünceler birleşerek daha büyük değişiklikleri meydana getirdi.

4) Bilinçsiz Yeterlilik: Eğer araba kullanıyorsanız, ilk kullanmaya başladığınız zamandan bu yana olan farklılığı düşünün. Zamanında hangi pedalın ne işe yaradığını hatırlamamız gerekirken, şimdi bazen farkında bile olmadan arabaya binip gideceğimiz yere varmış olabiliyoruz. Veya çocukluğumuzda bir cümle kurmak için kelimeleri biraraya getirmemiz gerekirken, şimdi farkında bile olmadan rahat rahat uzun cümlelerle konuşabiliyoruz. Bir çok alışkanlıkta olduğu gibi, burada da beden bir yerden sonra zahmeti bizden devralarak dikkatimizi başka yerlere odaklayabilmemize izin veriyor.

Yeni bir lisanı öğrenmeye çalıştığınızda ya da yeni bir sporu yapmaya başladığınızda, bu aşamaların her birini en ince ayrıntısına kadar inceleme fırsatınız oluyor.

Tabii, bu son aşamaya geldikten sonra hiç bir çaba sarfetmeden burada kalınabiliyor mu diye sorarsanız buna cevabım büyük bir ihtimalle hayır olur. Çünkü bazen 3. ve 4. aşamada gidip gelinebiliyor. Ancak işin önemli bir kısmı artık hem beden hem de beyin tarafından bizim adımıza yapılıyor. Erteleme alışkanlığında da zaten otomatik bahaneler vardır. Yapılması gereken bir iş olduğunda eğer ertelemeye yatkın biriysek hemen bu otomatik bahaneler devreye girerek işe o anda başlamamızı engeller. Bu yüzden bu aşamaları bilip, gerekli noktalarda kendimize de olsa müdahalede bulunabilmekte fayda var.

Paylaşma Modunda Mısın?