Dünyayı Yok mu Ediyoruz?? Komik Olmayalım :)

İnsanoğlunun dünyayı yok edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Ne kadar da kibirli bir düşünce şekli. Böyle bir yeteneğimiz olduğunu zannetmek…

Gelin size biraz gezegenimizden bahsedeyim.

Dünya yaklaşık dört buçuk milyar yaşında. Üzerinde ise neredeyse bütün bu zaman boyunca, 3,8 milyar yıldır yaşam var. Önce bakteriler, akabinde ilk çok hücreli yaşam, sonrasında denizdeki ve karadaki ilk karmaşık yaratıklar meydana geldi. Ardından nesillerdir varolan, hem suda hem de karada yaşayabilen hayvanlar, dinazorlar ve en sonunda memeliler geldi. Bunların her bir cinsi milyonlarca yıldır doğuyor, çoğalıyor ve ölüyor. Ayrıca, bütün bunlar olurken yeryüzünde de sürekli ve şiddetli değişimler meydana geliyor. Sıradağlar yükseliyor, kayalar aşınıyor, göktaşları çarpıyor, yanardağlar patlıyor, okyanuslar yükselip iniyor. Hatta kocaman kıtalar bile yer değiştirirken, uçsuz bucaksız, vahşi kıta çarpışmaları sonucunda yeni dağlar meydana geliyor ve yükseliyor. Kısacası dünya, kendi zamanında başına gelen her şeyin üstesinden gelebildi. Biz bir gün dünyaya ciddi bir zarar verme kararı alırsak, bizim de üstemizden gelme konusunda hiç bir sıkınttı yaşamayacaktır.

Eğer bugün dünya üzerindeki tüm nükleer silahlar aynı anda ateşlense, tüm bitkiler, hayvanlar ve insanlar ölecek ve gezegen yüzbinlerce yıl sürecek bir cehennem gazabı yaşayacaktır. Ancak yine de bir yerlerde, örneğin toprağın altında veya bir buzulun içinde, yaşam varolmaya devam edecektir. Eninde sonunda, gezegen artık nispeten yaşanabilir bir hale geri döndüğünde de bu yaşam yeniden yayılmaya başlayacaktır. Evrim süreci tekrar en baştan başlayacak, yaşayan varlıkların bugünkü zenginliğine kavuşması ise belki bir kaç milyar yıl sürecektir. Tabii, dünya üzerindeki yaşam her ne kadar şimdiki halinden çok daha farklı bir hal alacak olsa da, gezegen bizim bu aptalca davranışımızın ardından hayatta kalmaya devam edecektir. Yeryüzünden silinen sadece biz insanlar olurduk. Eğer ozon tabakasını gitgite inceltsek ve bunun sonucunda artan kızılötesi radyasyon dünyayı kavursa ne olurdu? Radyasyon aslında yaşam için faydalıdır. Gerçi çok kuvvetli bir enerjidir. Yüksek dozlardaki radyasyon mutasyona ve değişime neden olur. Artan kızılötesi radyasyon bir çok yaşam biçiminin daha da zenginleşmesini sağlardı. Bir o kadar yaşam biçimi de yok olurdu.

Sizce böyle durum zaten daha önce hiç yaşanmadı mı?

Oksijeni düşünün. Şimdi artık yaşamımız için elzem olsa da, oksijen aslında florin gibi çürütücü ve metabolik bir zehirdir. Bundan yaklaşık üç milyar yıl önce ilk defa bazı bitkiler tarafından bir atık maddesi olarak üretildiğinde, oksijen dünyadaki diğer tüm yaşam formları için bir kriz yarattı. Oksijen üreten bu bitkiler, dünyadaki diğer yaşam için aslında çevreyi kirletiyor ve ölümcül bir gaz salgılıyordu. En nihayetinde de yeteri kadar oksiyen üretildiğinde, dünyadaki atmosfer artık mevcut yaşam için uyumsuz bir hale geldi. Buna rağmen, gezegendeki yaşam kendi kendini idare etti.

İnsan bakış açısından yüzyıllık bir zaman dilimi uzun bir süredir. Bundan yüz yıl önce arabalarımız, uçaklarımız, bilgisayarlarımız veya aşılarımız yoktu. Dünya tamamen farklı, bambaşka bir haldeydi. Ancak yüzyıl gibi bir süre aslında gezegen için gözkırpmaktan bile daha kısa bir zaman dilimidir. Bir milyon sene bile aslında hiçbir şeydir. Bu gezegen çok daha uzun zaman dilimlerinde nefes alıp veriyor. Onun bu ağır ve güçlü ritmini hayal bile edemiyoruz, hatta bunu hayal etmeyi deneyecek kadar alçak gönüllü değiliz bile. İnsanlık olarak, burada sadece bir göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre zarfında ikamet ediyoruz. Yarın biz bu gezegenden göçüp gidersek, dünya bizim ardımızdan hasret veya özlem duymayacaktır.

——

Bu yazı, 2008 yılında yaşama veda eden ünlü yazar Michael Crichton’a ait. Her ne kadar ilk başta karamsar bir yazı gibi görünse de, yaşamın uçsuz bucaksız ve zengin döngüsünü temsil ettiğini düşündüğüm için keyif alarak paylaşıyorum.

20120816-221951.jpg

Paylaşma Modunda Mısın?