Antidepresan, Silah ve Cinayet

shootersdrugs-300x2002012 yılının Aralık ayında, ABD’nin Connecticut eyaletindeki bir ilkokulda, tüm dünyanın hafızasına kazınabilecek nitelikte acı bir olay yaşandı. Tüm detaylar zaten bütün açıklığı ile internette yer alıyor. Ancak, bu olayla ilgili, çeşitli nedenlerden dolayı çok fazla gün ışığına çıkmamış bir detay daha var:

Çeşitli mecralarda çıkan haberlerdeki bilgilere göre, Sandy Hook İlkokulu katliamını yapan Adam Lanza, on yaşından itibaren “ilaç tedavisine” ve 15 yaşından itibaren de psikiyatrist görmeye başlamış. Aynı katliamda hayatını kaybeden annesi ise daha önceden çevresine oğlunun durumunun “giderek kötüleştiğini” ve “onunla iletişim kurmakta zorlandığını” söylemiş. Burada sorulması gereken sorular ise Adam Lanza’nın ilk olarak ne zaman zihinsel sağlık için doktora gittiği, kendisine nasıl bir teşhis konduğu ve hangi ilaç tedavisine başladığıdır.

Ancak ortada duran esas soru ise, bu tarz saldırılar ile [psikiyatrik ilaçların] arasındaki bağlantının artık dikkate alınması için bu akılalmaz senaryonun daha kaç defa yaşanması gerektiği. Bu veriler bugüne kadar elimizde mevcut, ancak kanun tasarıcıları tekrar tekrar ve bilerek bunu inkar ediyor. 1998 ile 2012 arasında Amerika’da tam 14 silahlı okul saldırısı gerçekleşti. Bunların sonucunda 58 kişi yaşamını yitirirken 109 kişi de yaralandı. İstisnasız her 14 saldırgan da ya bir psikiyatrik ilaç kullanmaktaydı ya da kullanmayı bırakmaya çalışıyordu. Bu saldırganlardan yedisi ise ya bir psikolog ya da bir psikiyatrist “tedavisi” görüyordu.

Diğer bazı toplu saldırılarda, örneğin 2012 yılında Colorado’daki bir sinema salonunda vahşet yaptığı iddia edilen James Holmes’un psikiyatrist Lynne Fenton ile görüştüğü biliniyor, ancak kendisine hangi psikiyatrik ilacın verildiği belirtilmiyordu.

Bu saldırganların büyük bir kısmına, Amerikan Gıda ve İlaç Bakanlığı’nın (FDA) 18 yaşın altındaki çocuklara verilmesini uygun bulmadığı psikiyatrik ilaçlar verilmiş. Ancak bu saldırılarda bahsi geçen ilaç kullanımının en tepesinde de antidepresanlar yer alıyor. Bu ilaçlardan bazıları ise Prozac, Trazodone, Effexor, Celexa ve Luvox.

Yine aynı bakanlığın ilaç yan etkilerine ilişkin verileri üzerinde yapılan bir araştırma ise çarpıcı bir noktayı gözler önüne seriyor: “Bu veriler, bazı ilaçların gerçek ve ciddi yan etkileri arasında başkalarına karşı saldırgan tutumun yer aldığını ispat ediyor. Bu yan etkinin en kuvvetli ve belirgin olarak görüldüğü ilaçlar arasında ise vücuttaki dopamin seviyesini yükselten bir ilaç olan Varenicline ile birlikte selektif serotonin gerialım ilaçları (SSRI) yer alıyor.” Bir başka deyişle, antidepresanlar bu yan etkiler kapsamında olan ilaçlardır.

Psikiyatrik ilaçların şiddete sebep olup olmadığını sorgulamaya gerek yok, çünkü bugüne kadar 22 tane uluslararası kuruluş tarafından yayınlanan çeşitli uyarılar var. Bu uyarılarda psikiyatrik ilaçların yan etkileri arasında cinnet geçirmek, aşırı saldırgan davranış, vahşet ve cinayet düşünceleri yer almakta. Bugüne kadar, yapılan bir çok saldırı ile psikiyatrik ilaçlar arasında bir bağ olduğu ortaya çıkmasına rağmen bu bağ hakkında herhangi bir soruşturmada bulunulmadı.

Bu psikiyatrik “tedavi” ilaçlarının her birinin kutusunda Amerikan Gıda ve İlaç Bakanlığı’nın en üst seviye uyarısı yer alıyor. Bu uyarının bir kısmı şöyle: “Antidepresan ilaçlar, çocuklar ve yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalarda intihar düşüncesi ve intihar eğilimi riskini artırmıştır.” Bu uyarıya rağmen, Amerika’da 12-17 yaşındaki her yirmibeş çocuktan biri bu ilaçlardan kullandırılıyor.

Ancak veriler çok daha kötü bir durumu gösteriyor. Örneğin, 12 yaş üzerindeki ABD nüfusunun %11’den fazlası en az bir antidepresan kullanıyor. Bir cocuk psikiyatristini ziyaret eden her 10 çocuktan 9’u bir ilaç kullanmaya başlıyor. Belki de en rahatsız edici olanı ise, her 70 anaokul çocuğundan birinin psikiyatrik ilaç kullanıyor olduğu. Bu ilaçlar yukarıda bahsi geçen ilaçlardır.

Ve tüm bu veriler işin sadece çocukları ilgilendiren kısmı ile ilgili. Ortada başka acı bir gerçek var: ABD nüfusu dünya nüfusunun %5’ini oluşturmasına rağmen tüm dünyadaki psikiyatrik ilaçların üçte ikisini tüketiyor. Bu akılalmaz sayıların altında yatan sebep ise giderek artan zihin hastalığı teşhislerine bağlanabilir.

İşin gerçeği şu ki, bu teşhisler olmadan bu ilaçlar reçetelenemez. Psikiyatrinin bazı önde gelen uzmanları bile zihin hastalıkları teşhislerinin zararlarının farkında. Amerikan Psikiyatri Derneği’nin DSM-IV-R çalışma kolunun eski başkanlarından Dr. Allen J. Frances’in deyimi ile, “psikiyatride ortaya çıkan yeni teşhisler ilaçlardan daha da tehlikeli, çünkü bu teşhisler milyonlarca insanın ilaç tedavisine başlayıp başlamamalarını etkiliyor.”

Bugün, Amerika’da zihin sağlığı yerinde değil teşhisi konan insan sayısı hızla yükseliyor. Her yıl zihin sağlığına 100 Milyar $ harcanırken, sadece 2006 yılında bile psikiyatrik bozukluklar genel tıbbi tedavilerin iki katından daha fazlasına mal oldu. İlaç sanayi ise sadece 2009 yılında yaptığı 150 Milyar $’lık satış ile bu durumdan hiç de şikayetçi değil. Bu rakkam, o sene içinde Amerika’da verilen bütün reçetelerin yarısına eşdeğer.

Aşağıdaki video belki de bu oranın nasıl bu kadar yükselebildiğini gayet net bir şekilde açıklıyor:

Kaynak:

Connecticut Shooting— Wake Up Call for Federal Investigation of America’s Failed Mental Health System

Paylaşma Modunda Mısın?