Anın Keyfine Varmak… Her Koşulda!

Bireysel gelişim koridorlarında sıklıkla duyulan bir cümle / afirmasyon vardır:

“Eğer istediğim bir şey gerçekleşmiyorsa, ufukta daha iyi bir şey olduğu içindir.”

Ne demek şimdi bu..? İstediğim bir şey var ve gerçekleşmiyor… Bunu şimdi iyi bir işaret olarak alıp mutlu olmam mı gerekiyor? Ben belli bir şeyin gerçekleşmesini istiyorum yahu bundan daha fazla ne söyleyebilirim? İstiyorum ve gerçekleşmiyor!

Ne ilginçtir ki, yaşamımda daha bir sefer bile, bu durumun aksini ispatlayacak bir olay gerçekleşmedi. Yani, istediğim ve o anda gerçekleşmeyen istisnasız her durumun sonrasında benim aslında daha çok işime yarayacak ve beni mutlu edecek durumlarla karşılaştım. Ve yine istisnasız her seferinde, sıklıkla duyduğum “Her işte bir hayır vardır” lafına inancım daha da pekişti.

Peki eğer yaşamımızda elli kere bu durumu yaşıyorsak ve her seferinde de olayların kendi akışının aslında bizim için en mükemmel sonuçları doğurabildiğini görüyorsak, bizi istediğimiz şeyin yine gerçekleşmemesi halinde üzüntüye ve hayal kırıklığına iten ne? Bir insan böyle bir olayın kaçıncı tezahüründe artık sıkıntı yaratmak yerine mükemmel bir tevazu içinde yaşamı ve getirdiklerini kendi hallerinde akışa bırakır..?

Veya burada önemli olan nicelikten ziyade nitelik midir?

Yine aynı bireysel gelişim koridorlarında yankılanan iki cümle daha vardır:

“Bizi sıkıntıya sokan herhangi bir durumda, yaşam bize bir ders öğretmeye çalışıyordur. Biz öğrenmemiz gerekenleri kavrayıp dersten geçer not almadığımız sürece de kendini tekrar edecek, hatta artan şiddette tekerrür etmeye devam edecektir.”

Bunu düşününce, demin sorduğum sorunun cevabının nicelik olmaması daha iyi. Çünkü o zaman aynı dersi tekrar tekrar ve artan şiddette almak pek hoşumuza gitmeyebilir. O yüzden de mesajı / dersi ilk bir kaç gelişinde almamız, sadece olayın sıkıntısını engellemenin yanı sıra, bizi bir ikmal sınavları silsilesinden de muaf tutabilir.

Bu konuyla ilgili olarak, evrenle ve/veya yaratıcı güçle aramızda şöyle bir konuşma geçtiğini düşünelim:

Biz : “İş hayatımda / aşk hayatımda / genel hayatımda artık daha fazla zevk almak istiyorum.”
Evren : “Hay hay, derhal çalışmaya başlayalım. Bunun için üstesinden gelmen gereken şu bazı küçük şeyler var…”
Biz : “Tamam, şimdi harekete geçiyorum…”

…diyoruz ve ucundan biraz bir şeyler yaparak, sağlıklı bir iyileşme sürecine girmek yerine, sadece olayın üzerine ‘kozmik bir yarabandı’ yapıştırarak konuşmaya devam ediyoruz:

– Biz : “Evet yaptım, şimdi sırada ne var..?”
– Evren : “Hmm, evet aslında ancak… bu durumla ilgili hala üstesinden gelmen gereken bazı şeyler daha var…”

…diyecek ve bize aynı sıkıntıları belki de artan şiddette vermeye devam edecek. İşin gerçeği, aslında burada biz tam da hakettiğimiz şeyi alıyoruz evrenden.

İşte bu noktada, almak istediğimiz şeyin aslında daha fazla zevk olduğuna ve bunun bir türlü gelmediğine takılmak yerine, evrenin bize vermeye çalıştığı mesaja dikkat ederek büyük resmi görebilir ve ona uygun şekilde adım atabiliriz. Bunun, bizim için uzun vadede çok daha faydalı olacağına inanıyorum.

Bu düşünce şekliyle hareket ettiğimiz zaman, her ne kadar ilk başta sıkıntılı görünseler de, bize keyif vermediğini düşündüğümüz olayların altındaki nedenleri görmek için çaba sarfedebilir ve aslında bu süreçten bile oldukça keyif alabiliriz.

Tabii ki bunu yaparken akıl ve mantığımızı tamamen ihmal etmenin de anlamı yok. Az önce yolumuzu kestiği için korna çaldığımız aracın sürücüsü elinde levye ile bize doğru geliyorsa, orada bir şeyler yapmadan yerimizde oturup “Hmm, acaba bu olayın altında yatan mesaj nedir? Burada neyi öğrenmem gerekiyor?” demek bize ileride yüksek bir hastane faturası olarak geri dönebilir! Malzemelerimiz, inanç, içgüdü, biraz da mantık ve ortama uyum sağlamak.

Bu durum benim hayatımda nasıl tezahür ediyor? Neden bu yazıyı yazdım?

Son bir kaç haftadır, özellikle verileri tam olarak incelemediğim ve peşin hükümlere vardığım bir çok durumda, bütünlemeye kaldığım aşikar olan bu ders ile karşılaşıyor ve oflayıp pufluyordum. En son bu akşam başıma gelen bir olayda ise, ortamdaki verileri adamakıllı incelediğimde hayıflanmanın bir anlamı olmadığını, olayın içindeki mesajı görerek kendimi şanslı ve mutlu hissedebileceğimi, en nihayetinde de bu dersten geçer not alarak bu tarz bir sınavı geride bıraktığımı anladım, mutlu oldum.

Geriye kaldı 5291 tane sınav… 🙂

P.S.: Kişi ve evren arasında geçen sohbet için sevgili Lorilynh’e teşekkür ediyorum.

Paylaşma Modunda Mısın?

2 Comments

  1. Berhan Hamzaçebi

    Teşekkür ederim… Şu an yaşadığım yoğun stres ve sinirsel ağrılarımın yerini kocaman bir gülümseme aldı!

Comments are closed.