Değişim

Oyun oynamayı ve eğlenmeyi günlük rutin yaşamınıza dahil edin.

Neden

Yaptığımız her şeye keyifli bir oyunmuş gibi yaklaşabilirsek, bütün hayatımız daha eğlenceli bir hal alabilir. Böyle bir durumda hiçbir şey artık sıkıcı, yorucu veya zahmetli olmaz.

Aslında buradaki mesele çocukluğumuzu ve o zamanlarda nasıl davrandığımızı hatırlamakta. Etrafınızda 6 yaşındaki bir çocuğa bakın mesela. Yaptığı her şey aslında bir oyun, merakını besleyen bir fırsat. Ya da hiç olmazsa kendi kendine şarkı söylüyor değil mi? Hiçbir zaman canı sıkılmıyormuş gibi görünüyor. Neden? Çünkü hiçbir şeyi sıkıcı görmüyor. Onun için bu hayatta her şey yeni ve her zaman oyuna dönüştürebileceği bir şeyler var.

Bunu biz de yapabiliriz. Yapmamız gereken her şey bir oyuna dönüştürülebilir. Markete her gidişimizi bir oyuna dönüştürebilir, sanki her şeyi baştan keşfediyormuşçasına keyif alabiliriz. Sıkıcı her şey keyifli bir hal alabilir.

Etrafınızdaki küçük çocuklara dikkatli bakın. Her yere koştururlar, sürekli hoplayıp zıplarlar değil mi? Asfalt yolda yürürken birden bire kendilerini vahşi bir kurt, büyücü ya da süper kahraman ilan edebiliyorlar değil mi? Evin salonu onlar için birden bire gizemli bir şatoya dönüşebiliyor. Sıradan bir ambalaj köpüğü dünyanın en ilginç oyuncağı olabiliyor. Eğer uğraşacakları hiçbir şey bulamasalar bile, kendi kafalarında bir hikaye uydurup onun kahramanını canlandırabiliyorlar değil mi? Sizler de hayatı bu şekilde görürseniz sıkılmaya ne zaman fırsat bulabilirsiniz ki?

Nasıl

  1. Gün içinde 10 dakikalık bir süre belirleyin ve bu süreyi “oyun oynamaya” ayırın. Aslında yaptığımız her şey oyuna dönüşebilir, ama genellikle işle ilgili şeylerde canımız sıkıldığı için gelin oyunu iş hayatımıza katmaya çalışalım.
  2. Bu 10 dakikalık süre içinde, elinizdeki mevcut işi nasıl oyuna dönüştürebileceğinize bakın. O işi yaparken opera söyleyebilir, kendinize mücadeleler yaratabilir, aşama kaydettiğinizde kendinize bonus puan verebilirsiniz. Bir toplantıya girerken bir film aktörü olduğunuzu hayal edin ve o şekilde davranın. Yapabiliyorsanız görüşmelerinizin bir kısmında dans edin (kulağa çılgın geliyor biliyorum), yapacağınız şeyi ne kadar çok hızlı yapabileceğinize bakın. İş yerinde kafasında kukuletalı bir büyücü olduğunuzu, veya etrafınızdaki herkesin birer vampir olduğunu hayal edin. Bilgisayarınızla muhabbet edin, hatta ona bir isim verin. Yaptığınız işi bitirdiğinizde ise kalkın ve göbek atarak dans edin (*). Hiçbiri uygun olmazsa, yaptığınız şeyi sanki birisi dünyada ilk defa yapıyormuş gibi davranarak kendinizde heyecan yaratmaya çalışın.

Yaşamınıza oyun katmanın öneminin altını ne kadar çizsem azdır. Saydıklarım kulağa ne kadar garip gelebilse de, bazılarını yaptığımda kendimi dünyanın en mutlu insanlarından biri gibi hissettim. İlk başta karşınızdakinin şaşkınlığı ve ardından sizin gülümseyen yüzünüze olumlu cevap verişi ise paha biçilmez bir keyif. Sizin de bu güzelliği yaşamanızı çok isterim.