Muzaffer Abi oto-pilotta mıyız? | Levent Atmaca | Alper Rozanes . com

Muzaffer Abi oto-pilotta mıyız?

yazar_cerceve__0002_levent
Çok değil sadece birkaç ay önce bireysel gelişim üzerine okumaya başladım, okudukça da şunun farkına vardım: Ben meğer uzun zamandır hiçbir şey okumamışım. Bir de baktım ki, aldığım bireysel gelişim eğitimlerinin ve okuduğum kitapların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Uzun zamandır Meltem’e (eşim olurlar kendileri)
“Yaa aynı anda nasıl iki kitabı birden okuyorsun, anlamıyorum seni” derdim. İçimdeki ses de aynen şunu söylerdi: Şimdi o okuduğunda bir şey anlamıyor, bir şey okuyacaksan tümüyle kendini ona vermelisin ve okuduğun neyse odağını kaybetmeyip bitene kadar devam etmelisin. Tabii ki aslında bu düşüncenin arkasında mükemmeliyetçilik dahil bir sürü gizli alışkanlık vardı ama şimdi bunlara hiç girmeyeceğim! Şu an aynı anda iki kitap okuyorum ki bu, insanlık için küçük, benim için büyük bir adım…

Bir süredir, okuduklarımı başkaları ile nasıl paylaşabilirim sorusu aklımda vızıldarken, Alper imdadıma yetişti. Alper’e sabah yürüyüşlerimizden birinde, bana sitesinde bir köşe verip veremeyeceğini sorduğumda, kesinlikle
“Hadi len yazı yazmak senin neyine” demedi. Bugün de kahvaltıda “Eee…nerede benim yazım” deyince, eh Levent artık zamanı geldi dedim. Bu konuda ne kadar başarılıyım artık göreceğiz, fakat şu an kendimi bu yazının akışına bırakmış durumdayım ve parmaklarım klavyenin üzerinde sanki akıyor. Keyiflendim, demek ki doğru bir şey yapıyorum.

Peki, size neler anlatacağım? Tabii ki her pazartesi size maç yorumu yapmayacağım. Bu siteye yakışır yazılar olsun isterim ve arada bir maksat dışına çıksam da bana hoşgörü ile yaklaşacağınıza eminim.

Bir süredir Alper ile sabah yürüyüşleri yapıyoruz. Saatlerin bir saat geri alınmasıyla birlikte, sadece hafta sonları yaptığımız yürüşleri, hafta içine de taşıma fırsatımız oldu. Geçenlerde Alper aynen şöyle dedi
“Şu işi keşke 21 gün süreyle yapabilsek”.

Nedir bu 21 gün kardeşim?

Davranışlarımızda kalıcı değişimi nasıl yakalarız? İşte size davranışlarımızda kalıcı değişimi yakalamak için tanımlanan eski bir davranış modelini ve içinde bulunduğumuz durumları hatırlatmak istiyorum;

1) Bilinçsiz yetersizlik: “Ne bilmediğimi, bilmediğimi bile bilmiyorum” durumudur. Çoğu insan bir problemin içinde olduklarını dahi anlayamazlar. Problemin içindedirler ve o problemin içinde duygusuzlaşmış, hissizleşmişlerdir. Acı/Arzu Faktörü = sıfır


2) Bilinçli yetersizlik:
“Nerede ne yapmak istediğimi biliyorum fakat oraya nasıl ulaşacağımı ya da o işi nasıl yapabileceğimi bilmiyorum” durumudur. Bu genelde kendi kendimize “Ahanda işte bu” dediğimiz an oluyor fakat durumu nasıl düzelteceğimiz hakkında bir fikrimiz olmuyor. Acı/Arzu Faktörü = Yeni standarda olan bağlılığımıza göre değişkendir. Bu gibi durumların ertesinde genel olarak kendimizi gelişime yönelik bir kitap okurken ya da bir eğitime devam ederken buluruz.


3) Bilinçli yeterlilik:
“Nasıl yapacağımı biliyorum ve başaracağımı biliyorum, fakat sürekli kendimi bunu nasıl yapacağımı hatırlatmam gerekiyor, bu süreçte sürekli hata yapıyorum)” durumudur. Acı/Arzu Faktörü = Yeni standarda bağlılığımıza ve standart ile şu anki güncel durum arasındaki uçuruma bağlı olarak değişkendir. Bu durumdayken ayağımızın altındaki zemin genelde kaygandır. Gerek kitaplardan gerekse eğitimlerden öğrendiklerimizi uygulamaya koyar, yeni standartları, hedefleri belirler ve uygulamaya başlarız. Fakat o ne? Bir süre sonra kendimizi eski alışkanlıklarımızın etkisiyle başa dönmüş, problemin içinde sıkılmaya devam eder halde buluruz.

İşte bu durum tam da Alper’in dediği
“Şu işi keşke 21 gün süreyle yapabilsek” durumudur. Kendimize yeni standardımızı koyduk. Haftada beş gün her sabah 50 dakika süreyle yürüyeceğiz. Eğer bu işi 21 gün süreyle yapabilirsek, evet bizim için umut var demektir: Bu davranışımızı 4. basamağa taşımak üzereyiz.


4) Bilinçsiz yeterlilik:
“Sadece yapıyorum. Sadece yapmadığım zaman o işi düşünüyorum ve gidip hemen yapıyorum” durumudur. Diş fırçalamak ya da duş almak gibi, sadece yapıyorsun. Eğer Alper ile 21 gün boyunca yürüyüşlerimizi devam edersek, bu duruma yaklaşmış olacağız. Bu durumda yürümediğimiz günlerde kendimizi kötü hissedeceğiz ve hemen telafisini yapacağız.

Bilinçsiz yeterlilik seviyesi her zaman yakalanması hedeflenen durum olmalıdır. Buna ayrıca ‘Davranışı oto-pilot durumuna alma’ durumu da diyebiliriz. Bakalım biz de Alper ile düzenli egzersizleri hayatımızda otomatik davranış haline getirebilecek miyiz? Bunu ben de merak ediyorum ve sonucu sizlerle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz.

İyi haftalar, sevgi ile kalın, daha çok verin, daha az bekleyin.

Levent Atmaca
31.10.2009
lev.atmaca@gmail.com